VURULDUK EY HALKIM UNUTMA BİZİ

 

 

VURULDUK EY HALKIM UNUTMA BİZİ
24 Ocak 1993

“…Gazetecinin görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye
dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir
kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen,
gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir.”
Gazetecilik anlayışını 3 Mayıs 1992 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan bu
satırlarla ifade eden Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu, bundan 14 yıl önce 24 Ocakta
hain ellerin kurbanı olarak aramızdan ayrıldı. “Yürekli bir gazeteci, gerçekleri
yazmaktan asla yılmayan bir kalemdi Uğur Mumcu..
 

YIL 1942, KIRŞEHİR…

Yıl 1942, 22 Ağustos… Uğur Mumcu, Kırşehir’de doğdu. Tapu kadastro memuru
Hakkı Şinasi Bey ile Nadire Hanımın dört çocuğunun üçüncüsüydü.
1949-54 yılları arasında Ankara’da Ulus’taki Devrim İlkokulunda başladığı
ilköğrenimini Bahçelievler’deki Ulubatlı Hasan İlkokulunda tamamladı. Ankara
Cumhuriyet Ortaokulunu ve Ankara Deneme Lisesini “Türk Sosyalizmi” başlıklı
makalesiyle Yunus Nadi Ödülünü aldı. Mumcu, 1965 yılında hukuk fakültesini
bitirdi ve Cemal Reşit Eyüpoğlu’nun yanında bir süre avukatlık yaptı.
Mumcu, 18 Haziran 1965’te “Biz Anayasayı Savunuyoruz. Ya Siz?” başlıklı
makalesiyle Yön Dergisinde yazmaya başladı. 30 Haziran 1967’de “Kitap Toplatmak
Anayasaya Aykırıdır” başlıklı yazısıyla Kim Dergisinde yazmaya başladı. 18
Ağustos’ta “Anayasaya Saygı” başlıklı yazısıyla Akşam Gazetesinde incelemeleri
yayımlanmaya başladı. 1968’de dil öğrenmek için İngiltere’ye gitti. Yazılarına oradan
devam etti. O yıl 25 Şubatta Akşam Gazetesindeki inceleme yazılarının sonuncusu
yayımlandı. 1 Martta Kim Dergisindeki son yazısı, Londra’dan yolladığı “Yeter Artık Beyler”
oldu . 25 Marttan itibaren aralıklarla Türk Solu Dergisinde yazmaya başladı.
Uğur Mumcu, 31 Ocak 1969 tarihinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare
Hukuku Kürsüsü Profesörü Tahsin Bekir Balta’nın asistanı oldu. 15 Temmuzdan
sonra incelemeleri, Milliyet Gazetesinde yayımlanmaya başladı. Asistan olduktan
sonra, 13 Kasımda Ankara Barosu levhasından kaydını sildirerek avukatlığı bıraktı.
Mumcu’nun 1970 yılında Ant Dergisi ile Cumhuriyet Gazetesinde makale ve
incelemeleri yayımlandı. 24 Marttan itibaren Devrim Dergisinde yazmaya başladı.
1971 yılı, 12 Mart’ın ardından Mayıs ayında gözaltına alındı ve 1 ay sonra serbest bırakıldı.
 

ASKERLİĞE HAZIRLANIRKEN…


Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, “orduya hakaret ettiği” savıyla tutuklandı.
Pek çok aydınla birlikte, Mamak Askeri Cezaevinde 1 yıla yakın kalan Uğur Mumcu,
açılan davada 7 yıl hapse mahkum edildi, ancak kararın Yargıtay
tarafından bozulmasının ardından serbest bırakıldı.
Mumcu, 10 Ekim 1972’de serbest bırakılmasının ardından hemen askere alındı.
Askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrıldı ve gazeteciliğe profesyonel
olarak, 25 Şubat’ta Yeni Ortam Gazetesinde “Anarşist!..” başlıklı yazısıyla başladı.
1975 yılında “Ayrılırken” başlıklı yazısıyla Yeni Ortam Gazetesinden ayrıldı. 18
Martta “Denklem” yazısıyla Cumhuriyet Gazetesindeki “Gözlem” başlıklı köşesinde
düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda da Anka Ajansında çalışmaktaydı.
Ekim ayında, Anka Ajansında çalışırken Altan Öymen ile hazırladıkları, Yahya
Demirel’in hayali mobilya ihracatını konu edinen, “Mobilya Dosyası” adlı kitap
yayımlandı. Böylece “hayali ihracat” kavramı kamuoyunun gündemine girmiş oldu.
 

UZUN YOL ARKADAŞLIĞI…

Uğur Mumcu, 1976 yılının Mayıs ayında nişanlandığı Güldal Homan ile 19
Temmuzda evlendi. 1977 yılında oğlu Özgür, 1981’de kızı Özge dünyaya geldi.
1977 yılında Anka Ajansından ayrılarak Cumhuriyet Gazetesinin kadrolu yazarı
oldu. “Sakıncalı Piyade” ve “Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı.
1979… Terörün yeniden tırmandığı, gencecik insanların sokak ortasında
kurşunlandığı, kahvelere, evlere bombaların atıldığı bir ortamda, tarihin boş yere
tekrar etmesini önlemek ve ders alınmasını sağlamak amacıyla, 12 Mart öncesi ve
sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı
eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı “Çıkmaz Sokak”
Temmuz ayında yayımlandı.
1980’li yıllar başlarken 70’li ve 60’lı yılları da incelediği, yenilmeyen gücün, halkın
örgütlü gücü olduğunu anlattığı yazıları “Tüfek İcat Oldu” başlığı altında yayımlandı.
 

VE AĞCA…

Mehmet Ali Ağca ile ilgili uzun yıllar araştırma yapan Mumcu’nun 1982’de ”Ağca
Dosyası” kitabı yayınlandı. Mumcu, 1983 yılının Şubat ayında Ağca ile ceza evinde
röportaj yaptı. Bu röportajın NBC’de yayımlanmasını isteyen NBC yöneticilerine,
hazırladığı röportajı o sırada kapalı olan gazetesi Cumhuriyet’ten başka bir yerde
yayımlamayı düşünmediğini söyledi.

1984 yılının Mart ayında, ülkedeki olumsuzlukların dile getirildiği, yazar Aziz
Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına
sunulan Aydınlar Dilekçesi’nin hazırlanmasına katıldı.
Uzun ve yorucu bir araştırmanın ürünü olan “Papa-Mafya-Ağca” kitabı da aynı
yılın Haziran ayında yayınlandı. 1985 yılında Roma’ya giden Mumcu’nun
papa davasında uzman tanık olarak bilgisine başvuruldu.
Mumcu, 1987 yılında Milliyet Gazetesinden Örsan Öymen ile birlikte, Federal
Almanya’da, eski Adana Müftüsü Cemalettin Kaplan ile cemaati önünde görüştü. Bu
görüşme, 10 Şubatta Cumhuriyet Gazetesinde yayımlandı. Mayıs ayında
araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen “Rabıta” ve Kasımda da
“12 Eylül Adaleti” kitapları yayınlandı.

1991 yılında onaylamadığı gelişmeler üzerine, 80 arkadaşı ile birlikte, Cumhuriyet
Gazetesinden ayrıldı. Mumcu, 1992 yılında 1 Şubat-3 Mayıs tarihleri arasında
Milliyet Gazetesi’nde yazdı. Şubat ayında, ilk kez yayımlanan belgelerin yer aldığı
“Gazi Paşa’ya Suikast” adlı kitabı basıldı. 7 Mayısta Cumhuriyet Gazetesi’nde
yapılan yönetim değişikliği üzerine yeniden gazetesine döndü.

Mumcu, “Hizbullah, PKK ve kontrgerilla” konularını irdeleyen makaleler yazdı.
Öldürülmeden önce, “PKK ve Kürt sorunu” üzerinde çalışmalar yapmaktaydı.

Mumcu, 24 Ocak Pazar günü arabasına yerleştirilen bomba ile öldürüldü. Son yazısı
“Zeyilname” oldu. Yaşamına pek çok ödülü de sığdıran Uğur Mumcu, ölümünün
ardından da sayısız ödüle değer bulundu. Uğur Mumcu, yürekli, düşündüğünün
arkasından giden, asla yılmayan bir savaşçı, bir aydın ve “gazeteci” kelimesinin
içini dolduran özgür bir kalem idi. Aramızdan ayrılalı 14 yıl oldu. 24 Ocakta onu
anmaya hazırlananlar, hep bir ağızdan ona kendi satırlarıyla seslenecek:

“Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi…

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi… Bir gün sesimiz,
hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım,
unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi…”

UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ

ONURLU MÜCADELENDE RAHMETLE ANIYORUZ

MORDAĞLAR

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

3 Responses to VURULDUK EY HALKIM UNUTMA BİZİ

  1. Unknown says:

    To the global wow gold the cheapest wow power leveling under the cheapest single-site! -87784308321530

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s