YENİBİNYILDA TÜRKİYE’NİN ÇOCUKLARI

 

 

YENİ BİNYILDA TÜRKİYE’NİN ÇOCUKLARI

TÜRKİYE ÇOCUK NÜFUSU’NUN EĞİLİMLERİ

Türkiye’nin toplam nüfusu 64.479.000’dir. 18 yaş altı nüfus ise 22.972.000’dir
(Toplam nüfusa oranı: %35.6). 5 yaş altı nüfus %10.2’lik oranı ile 6.611.000’dir. Yıllık
doğum sayısı 1.4 milyondur. Yıllık ortalama nüfus artış hızı %2’dir. Toplam doğurganlık
‰2.5’tir. Nüfus artış hızı 1990-1997 döneminde %1.51 oranında gerçekleşmiştir.
Doğum oranında genel bir gerileme vardır. Hanehalkı nüfusunun ortalama büyüklüğü
4.3’dür. Türkiye’de toplam doğurganlığın %11’i 15-19 yaş grubundaki kadınlardan
kaynaklanmaktadır.

En yüksek doğurganlık hızı 20-24 yaş grubundaki kadınlarda görülmektedir.
Adölesan annelik Türkiye genelinde %7.9’dur. 18 yaşından önce evlenen kadınların
oranında hızlı bir azalma görülmekle birlikte kadınların %25’i Çocuk Hakları’na Dair
Sözleşme’nin 0-18 yaş standardına göre çocukluk çağında evlenmektedir. Nüfus kaydı
olmayan 0 – 4 yaş altı çocuk yüzdesi 26’dır. Doğurganlık oranı doğuda %4.2, batıda %2’dir.
Bin bebek başına düşen canlı doğumda oran doğuda binde 62,
batıda binde 33’tür.Bebek ölüm sayıları en yüksek illerimiz Ankara, İstanbul ve Bursa’dır. Doğudaki
çocukların %30’u beş yaşın altında kronik beslenme yetersizliği ile karşı karşıya iken batıda
bu oran %10’dur. Çocuklarda aşırı zayıflık oranına baktığımızda doğu bölgelerimiz
en kötü durumdadır. Beş yaş altı zayıflık durumu Türkiye’nin orta kısımlarında
biraz daha düzelmektedir. Batı orta ve batı bölgelerde ise iyi durumdadır.

Türkiye’de, çocuk hâlâ psikolojik ve duygusal doyum kaynakları olmaktan ziyade,
gelecekteki ekonomik destek ve güvenliğin kaynakları olarak değer görmektedir.

Çalışan her üç anneden biri hem çalışıp hem de çocuklarına bakmak zorundadır.
Annesi çalışan çocuktan en az birine ablası bakmaktadır. Türkiye nüfusunun
%10’u 5 yaşın, %32’si 15 yaşın altındadır. Nüfusun yalnızca %6’sı 65 ve üzeri
yaşlardaki kişilerden oluşmaktadır.

Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na (TNSA) göre, sivil nüfus içinde koruyucu
ailelerle yaşayan çocukların oranı %1’dir. 1988 – 1998 yılları arasında kadının aile reisi
olduğu hanelerin oranı 9’dan 14’e çıkarak 60’lık bir artış göstermiştir. ( Bu durumun
başlıca nedenleri, erkeklerin ülke dışına yoğun olarak göç etmesi, kentleşme ve buna
bağlı olarak geniş ailelerin dağılması ile erkek ve kadın ölüm hızlarındaki farkın
açılmakta oluşudur).

Türkiye’de evlat edinecek kişilerin evli, çocuksuz ve en az 35 yaşında olma şartı değişmemiştir.

 

 

EKONOMİK VE SOSYAL GÖSTERGELER

Türkiye, yıllık kişi başına düşen 2900 dolar(1999) GSMH ile orta gelirli bir
ülkedir. Gelir dağılımı adaletsizdir. Yetersiz sosyal güvenlik ağları, yüksek işsizlik
oranları ve enflasyon, başta çocuklar olmak üzere çok sayıda aileyi etkilemektedir.
Türkiye’nin sağlık, eğitim ve kültür harcamaları düşük düzeydedir. Oysa kadın ve
çocukların durumunun iyileştirilmesi bütçe harcamalarında sağlık ve eğitime ağırlık
verilmesi ile mümkün olabilir. Türkiye’de sosyal alanda yapılan harcamalar son on yıl
içinde sürekli düşme eğilimi gösteriyor. 1992’de oran %28 iken bu oran 1998’de %19’a
düşmüştür.

Türkiye’de yaş ve cinsiyet gözetmeksizin nüfusun %4.5’i çok zengin, %10.5’i
zengin, %17’si varlıklı, %14’ü orta halli, %36 yoksul ve bu oranın %17.5’i yoksulluk
sınırının altındadır. Çok zengin olanlar ülke genelinin %25’lik payına sahiptir. 5 kişilik
çekirdek ailenin kişi başına yıllık geliri 16.600, giderleri ise 4700, kişi başına aylık gelir
ise 6.900 dolardır. Yoksul aileler ise ülke genelinin ancak %6 payını kullanabilmektedir
ve kişi başına yıllık gelirleri ise 500 dolar civarındadır.

Türkiye’de son 10 yılda toplumsal gelişme, ekonomik alandaki gelişmelerin
gerisinde kalmıştır. Türkiye ekonomik büyüme açısından gösterdiği gelişmeyi insani
gelişme alanlarında gösterecek sosyal projelere yönelememiştir. Dengesiz gelir
dağılımı sorunu ve sağlık, eğitim, konut edinme gibi sosyal gelişme konularında yöre ve
cinsiyete bağlı eşitsizlikler devam etmektedir.

Türkiye’de nüfusun en zengin %20’si ile en fakir %20’si arasındaki fark son 10
yılda hızla açılmaya devam ediyor. Türkiye’de varlıklı kesimler ile orta sınıf kültürel
açıdan yoksuldur. Türkiye’nin İnsani Gelişme Endeks’i sıralamasındaki durumu ülkenin
toplumsal gelişiminin hâlâ ekonomik gelişimin gerisinde kaldığı görüşünü
desteklemektedir. Bunun anlamı şudur : Türkiye’nin finansal kaynakları mevcut ve
yeterlidir ancak bu kaynaklar toplumsal gelişme ve temel haklar açısından yararlı
biçimde kullanılmamaktadır.

Türkiye’de iç borç (Temmuz 2000) 46.8, dış borç stoğu 103.4 milyar dolardır.
Uluslararası borç yükü altındaki ülkelerin çocukların yaşama ve gelişme standartlarını
iyileştirmeleri ve çocuk hakları alanlarında atılım yapmaları mümkün olmamaktadır.
Yeni binyılda dünyada olduğu gibi Türkiye’de yoksulluğun ağır yükünü devralan
çocuklar ve kadınlar olmuştur.

Türkiye, ülkede süregelen eşitsizlikler nedeniyle birkaç alanda ayırım
gözetmeme ilkesinin gerisinde kalmıştır : Okullaşma açısından ülkenin çeşitli bölgeleri
arasındaki farklar açıldıkça Türkiye’nin her köşesine hizmet götürememesi sonucu
özellikle kırsal alanlardaki çocuklar aleyhine ayrımcılık yapılmaktadır. Bölgesel
farklılıklar, sağlıktan iletişime kadar diğer sosyal alanlarda da çok büyüktür ve bölgeye
dayalı ayrımcılığa yol açmaktadır. Türkiye’nin eğitim, sağlık, hukuk ve kültür alanındaki
yatırımları insani gelişme göstergelerini iyileştirecek düzeye ulaşamamıştır.

 

 

ÇOCUK SAĞLIĞI

Türkiye sağlık konusunda ulusal hedeflere ulaşmaktan uzaktır. Bağışıklama,
bebek ölüm hızı, anne ölüm hızı ve malnütrisyon açısından standartlarını iyileştirmiştir
fakat bu standartlar istenilen düzeyin altındadır. Türkiye’de sağlık personelinin dağılımı
açısından da kentsel ve kırsal alanlar arasındaki dengesizlikler devam etmektedir.

Bebek ölümlerinin toplam ölümler içindeki payı %33.7’dir(1999). Bebek ölümleri
şehirlerde %23.3, nüfusu binin altında olan yerleşim yerlerinde bu oran %49.5’dir. Yine
bebek ölüm hızları açısından, doğumdan 1 – 4 hafta sonraki ölümler Türkiye genelinde
binde 35.53 iken bu oran kentte binde 27.98, kırda 43.15 olmakta, doğumdan sonra 5
– 52 haftalar arasındaki ölümler Türkiye genelinde binde 42.19 iken bu oran kentte binde
22.09’a düşmekte, kırda ise binde 62.50’ye yükselmektedir. Son 10 yılda bebek ölüm
hızı %20 oranında azalmıştır ancak bölgeler arasındaki farklılıklar sürmektedir. Bebek
ölüm hızı en yüksek olan bölgelerimiz Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleridir.

Türkiye’de anne ölüm hızı son 25 yıl içinde yaklaşık %75 oranında azalmıştır.
Annelerin ?’ü yeni doğan bakım hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Doğum öncesi
bakımda, ülkenin batısında ve kentsel alanlarda yaşayan ve eğitim düzeyi daha yüksek
kadınların bakım hizmetlerinden daha fazla yararlanması biçiminde önemli farklılıklar
bulunmaktadır.

Hiç aşı olmayan çocuk oranı %4’tür. 12 – 23 aylık çocukların yalnızca %40.7’si
aşılıdır. İyot yetersizlikleri hastalıkları Türkiye’nin bütün bölgeleri için sorundur.

Çocukların %95’i bir süre anne sütüyle beslenmektedir. Ortalama 12 ay olarak
belirlenen bu süre ülkenin doğusunda ve eğitim düzeyi düşük olan anneler arasında
daha yüksektir. 4 aya kadar yalnızca anne sütüyle beslenen çocuk yüzdesi 9.4’tür .
Yeni doğan bebek ölüm hızı binde 25.8, post – neonatal ölüm hızı binde 9.8, 5 yaş altı
ölüm hızı binde 52.1’dir.

Türkiye’de her üç çocuktan biri sağlıklı beslenemediği için gelişme ve büyüme
bozukluğu içindedir. Beslenme bozuklukları değerlendirmesine göre bodurluk oranı
%16, kavrukluk oranı %1.9 ve düşük tartılılık oranı %8.3’dür. İyot eksikliği önemli bir
beslenme bozukluğu göstergesidir ve Türkiye’de iyotlu tuz kullanan aile oranı %18’dir.

Türkiye’de sağlıklı tuvaleti olmayan hane halkı yüzdesi 31.3’tür . Sağlıklı içme
suyu olmayan hane halkı yüzdesi ise 26.2’dir . 2 -14 yaş grubunda 16 milyon çocuk
sağlıklı spor yapma ortamından yoksundur.

Ülkemizde her gün 3000 çocuk ve gencin sigaraya başladığı görülmektedir.
Tiryakilerin %90’ı 11 – 19 yaş arasında sigaraya alışmaktadır. Çocuklarımızın %75’i ise
pasif içici konumundadır. Ülkemizde sigaraya başlama yaşı 11’e kadar düşmektedir.

 

 

EĞİTİM AĞIR HASTA

Türkiye’de okuma-yazma bilmeyenlerin oranı %14’dür. Ancak cinsiyetler
arasındaki farklar hâlâ yüksektir; kadınlar için oran kabaca %22.4 erkekler için ise %
6’dır. 7-13 yaş arası okula kayıtlı olmayan kız çocuk yüzdesi 31.9’dur. 7-13 yaş arası
okula kayıtlı olmayan erkek çocuk yüzdesi 21.2’dir. 15-49 yaş arası eğitimi olmayan
kadın yüzdesi 16.7’dir. 15 – 49 yaş, eğitimi olmayan kadın yüzdelerine göre nüfus
yoğunluğundan dolayı İstanbul’un oranı doğu bölgelerinden daha düşüktür. Türkiye’de
okul öncesi eğitim isteğe bağlıdır. Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocuk
oranı 8.8’dir.

Türkiye’nin Okullaşma Oranı :
İlkokul……………………………….%90.7
Ortaokul ve dengi………………..%64.5
Lise ve dengi………………………%50.9
Yüksek……………………………….%18.5

Zorunlu eğitim 8 yıla çıkarıldığı halde ilköğretim alanında talep artışını
karşılayacak, nitelikli, çocuk merkezli eğitim kapasitesi mevcut değildir. Okullaşma
oranlarında önemli bölgesel farklılıklar sözkonusudur. Güney Doğu ve Doğu Anadolu ile
kırsal alanlarda okullaşma oranları düşüktür. 7 – 13 yaş arası okula kayıtlı olan kız
çocuk sayısında doğu bölgelerinin durumunda iyileşme yokken batıya gidildikçe
iyileşmeler gözleniyor. Bu bölgelerdeki çocukların okullardan uzak kalma nedeni
tarıma dayalı ekonomidir. Son 20 yılda Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinden
terör nedeni ile göç eden çocuk sayısı 2 milyondan fazladır. Göç eden çocuklar
arasında okulu terk edenlerin oranı ise yüksektir. Devamsızlık ve okul terk oranları
kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. 1994 İşgücü Araştırması’nda okulu terk etmiş
çocukların kırsal alanlarda %25’i, kentsel alanlarda ise %30’u okulun ilgilerini
çekmediğini söylemişlerdir. İkinci önemli grup ise okul masraflarını karşılayamadıkları
için okula devam edemiyorlar. Türkiye’de 1990 – 1997 yılları arasında okula hiç
gitmemiş çocukların yüzdesi de artmıştır. 1990’da bu oran %6 iken 1997’de bu oran %
9.3’e çıkmıştır.

Türkiye’de ilköğretim çağı çocukları büyük oranda ders kitabı ve yardımcı kitap
dışında kitap okumama eğilimi içindedir ve bunun öncelikli nedeni ekonomik değil
eğitim sistemidir.

 

 

ÖZÜRLÜ ÇOCUKLAR

Türkiye, dünyada, özürlü insan sayısının bilinmediği birkaç ülkeden biridir. WHO
(Dünya Sağlık Teşkilatı) tarafından yapılan bir tahmine göre Türkiye nüfusunun %12’si
özürlüdür. Bu ise 0-18 yaş grubunda 9 milyon özürlü ya da özel ihtiyaçları olan
çocuğun olduğu anlamına geliyor. MEB verilerine göre ise 4-18 yaşları arasında 1
milyon 100 bin özürlü çocuk var. 45 bin görme, 130 bin işitme, 500 bin zihinsel, 300
bin hareket engelleri olan özürlü çocuklar için verilen eğitim çok yetersizdir. Özürlü
çocukların okullaşma oranı %2 civarındadır. Özel eğitim dahil ilköğretimden yararlanan
özürlü çocuk sayısı 28 bindir. Türkiye’nin sosyal yardım kurumlarının engellilere
sunduğu finans, eğitim ve istihdam olanakları da sınırlıdır. Özürlü çocuklarla ilgili olarak
özürlü çocukların gelişimini belirlemek ve izlemek için sürekli kayıt sistemi henüz
oluşturulamamıştır.

 

 

ÇALIŞAN, SÖMÜRÜLEN VE TÜKETİLEN ÇOCUKLAR

Birleşmiş Milletler Yoksulluk Endeksi, Türkiye nüfusunun %20’sinin yoksulluk
ya da yetersizlik koşullarında yaşadığını göstermektedir. Yoksul çocuk sayısı ise
yaklaşık 6 milyondur. 1994 Çocuk İşgücü Araştırması’na göre Türkiye’de 6 – 14 yaş
grubundaki çalışan çocuk sayısı 1.07 milyondur. Bu işgücü içindeki her 100 kişiden
5’inin 6 – 14 yaş grubunda olduğu anlamına gelmektedir. Fiilen işgücü içinde bulunan
15 – 19 yaş grubu çocuk sayısı ise 2.4 milyondur. 12 – 19 yaş grubundaki 3.639.050
kişinin toplam işgücü içindeki oranı %17.2’dir.

Türkiye’de (ILO Türkiye Temsilciliği Raporu) 1997’de yapılan çocuk işçiliği
araştırması sonuçları ise şöyle: Sağlığa zararlı işlerde çalışan çocukların oranı %60’dır.
Ağır sanayide çalışan çocuklarda yaralanma oranı %26, tarım sektöründe %12, taşıma
ve kominikasyon sektöründe ise %18’dir. Çocukların %50’den fazlası stresli bir
ortamda çalışıyor. Çocukların %60’dan fazlası eve yorgun geliyor. Çocukların %80’den
fazlasının boş zamanı yok. Çalışan çocukların %30’u okula gitmiyor.%10’dan fazlası
haftada 56 saat veya daha fazla çalışıyor. Çalışan çocukların ¼’ü hasta veya
yaralanmıştır. Çalışmaya başlamış her 100 çocuktan 3’ü yaralanma ve hastalıklar
yüzünden, %50’si ise yaralanma ve sakatlanmalar yüzünden geçici olarak çalışmayı
bırakmıştır.

Sokakta çalışan çocukların sayısı illere göre farklıdır. İstanbul, Diyarbakır,
Adana, İzmir, Ankara, Bursa ve Gaziantep sokakta çalışan çocukların yoğunlukta
olduğu illerdir. İstanbul’da sokakta çalışan çocukların sayısının 5 bin olduğu tahmin
ediliyor. Çocukların işgücüne katılımı kırsal yörelerde yaklaşık %15, kentsel alanlarda
ise yaklaşık %4’dür. Çalışan çocukların çoğu okula gitmemektedir. Çalışma saatleri
çok uzundur; kırsal yörelerde haftada ortalama 45, kentlerde 30 saat çalışmaktadırlar.
Kentlerde erkek çocukların işgücüne katılım oranı kızlarınkinden yüksektir. Kırsal
alanlarda erkek çocukların okula devam etme oranları daha yüksektir. Türkiye
nüfusunun %80’i herhangi bir biçimde sosyal güvence kapsamındadır. 13 yaşındaki
çocuklara çalışmak zorunda kaldıkları halde bu çocuklar 18 yaşına gelinceye kadar
sosyal güvenceden mahrumdurlar. Türkiye’de çalışan çocukların %50’si eğitimlerini
sürdürmek istemektedir. Çalışan çocukların %57’si güvenliksiz ve sağlıksız koşullarda
çalışmaktadır ve bu çocukların babalarının %17.9’u işsizdir.

Türkiye’de koruma altındaki çocuk sayısı 16.595’dir. Bu sayı içinde özürlü
çocuk yüzdesi çok düşüktür. Koruyucu aile uygulaması sembolik düzeyde kalmıştır.
Kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocuk sayısı 800 bin civarındadır.

Türkiye’de henüz kurumsal çözüme ulaşamamış çocuk sorunlarının en trajik
olanlarından biri de sokak çocukları sorunudur. Türkiye genelinde toplam sokak
çocuğu sayısı, en kötümser rakamlara göre 6 bin civarındadır. İstanbul’daki sokak
çocuğu sayısı 600 olarak tahmin edilmektedir. Sokak çocuklarının en yoğun olduğu
illerimiz İstanbul, Diyarbakır, Adana, Gaziantep, Ankara, İzmir,Bursa, Mersin’dir.

Türkiye’de çocuk istismarı giderek yaygınlaşıyor. Çocuk istismarının en yüksek
oranını psikolojik ve fiziksel istismar türleri oluşturuyor. Çocuğa karşı işlenen suçlarda
son 5 yılda artış gözleniyor. Örselenen, cinsel tacize ve şiddete maruz kalan çocuklara
yönelik hak ihlallerinin izlenmesi yapılamadığı gibi çocuk istismarına yönelik projelerin
uygulanmasına başlanamıyor. Çocuklar reklâm, müzik ve gösteri dünyasında yoğun bir
şekilde örseleniyor ve tecimsel yaklaşımların aracı durumuna getiriliyor. Basılı ve
görsel iletişim ortamında çocuk gerçeğinin üzerini suskunluk sarmalı ile örten
anlayışlara sıkça yer veriliyor. Pembe ve trajik çocuk haberleri sınırlı bir alanda çocuk
dünyasını yansıtıyor.

Türkiye, Çocuk Hakları’na Dair Sözleşme’nin onaylanmasından sonra hazırladığı
Ulusal İlk Rapor’a rağmen çocuk haklarına yönelik yasal çalışmaları iki yıldır
gündeminden çıkarmış bir ülke durumundadır. Eğitim, sağlık ve hukuk alanlarında
yaygın çocuk hakkı ihlallerini ve istismarını izleyecek Çocuk Hakları İzleme
Çalışmalarına yönelememiştir. Sonuçta Türkiye çocuk hakları karnesi düşük notlarla
dolu bir ülke görünümündedir.

 

 

SANIK SANDALYESİNDE ÇOCUKLAR

1987 tarihli Çocuk Mahkemeleri Kanunu, 11 ile 15 yaşındaki çocuklar için
önemli bir ilk adım olmuştur. 16-18 yaş grubundaki çocuklara yetişkinlere davranıldığı
gibi davranılmakta, ancak bu çocuklar ölüm ya da ömür boyu hapis cezasına
çarptırılmamaktadır. Her 100 bin nüfuslu kent için öngörülen Çocuk Mahkemeleri’nin
sayısı yeterli olmadığı gibi Çocuk Mahkemeleri’nin bulunmadığı durumlarda normal
mahkemelerin Çocuk Mahkemeleri Kanunu’nu uygulamaları ve çocukların DGM’de
yargılanması çocuk hakları ihlalidir.

Türkiye’de sanık sandalyesine çıkan çocukların sayısında son beş yılda artış
gözleniyor. 1998 yılında Çocuk Mahkemeleri’nde yargılanan çocuk sayısı 11.195’dir .
İşlediği suçun türüne göre hükümlü çocukların yüzde dağılımı ise şöyledir : Hırsızlık %
14, gasp %10, adam öldürme %19, ırza geçme/taciz %13, saldırı %6, uyuşturucu %
1’dir. Çocuk ıslahevlerinde annelerinin yanında kalan çocuk sayısı her geçen yıl artıyor.
Türkiye’de işkenceye maruz kalanların %10’u çocuktur.

Türkiye’de intihar edenler 15 -24 yaş arasında yoğunlaşıyor ve yaş ilerledikçe bu
sayı giderek azalıyor.

 

Araştırma Bilgileri http://www.cocukvakfi.org.tr/ adresinden alınmıştır.

 

 

AH ÇOCUK

Mutluluklar pazarlarda alınıp satılır oldu. Betonlaştı gözyaşları,
yürekler katılaştı. Kimse kimseyi sevmiyor,
kimse kimseye acımıyor, yanmıyor.
Güzellikler bile parayla alınıp satılıyor artık.
Namussuzlar çoğaldıkça namuslular azaldı.
Makamlar büyüdükçe beyinler küçüldü. Herkes firsattan istifade edip
cebini şişirmeye çalışıyor, yetimin, yoksulun kakkına tecavüz ediyor.
Gözlerde güneşin sıcaklığı, vicdanlarda doğruluğun aklığı kalmadı çocuk.
Yürekler gibi gözlerde kirlendi. Sevinçlerimizi, şiirlerimizi, kitaplarimizi yok ettiler,
alıp götürdüler bizden uzaklara insani duygularımızı. Toprağımız küs şimdi bize,
ğögümüz de küs. Bilmem ki nasıl anlatılır sahtekarlığın, cüzdanın ve vicdanın
kirlenmişliği bir ülkede . Erdemin, fazilletin, sevginin ve dostluğun çürümüşlüğü.
Gökyüzü hepimizin değil mi? ya yeryüzü.
Neden vicdanları gibi gökyüzünüde, yeryüzünüde kirletirler çocuk.
Doğaya, insana, kuşa, çiçeğe, emeğe bu düşmanlık niye…
Bilmezlermi ki, bunları sevmekle başlar yaşam.
Bu kin, nefret ve düşmanlıkla nereye varacak dünyamız.
Bunlar sevmeyi bilir mi çocuk? zerre kadar
bir vicdan taşımışlar mı yüreklerinde? Hayatta hiç sevmişler mi bir ırmağın türküsünü?
Gümbürtüsünü bir ormanın durup dinlemişler mi? bir pınarın akışını,
yağmurun yağışını?. Bir türkünün, bir şiirin güzelliğini,
bir dostluğun ve sevdanın sıcaklığını yaşamışlar mı hiç?
Gülümsemişler mi çocuklara bahar gülleri gibi, okşamışlarmı saçını bir öksüzün.
Vurmuşlar mı sesini dağlara, çağlayanlara? Oturup ağlamışlar mı
yavrusu vurulmuş bir cerenin acısına. Duymuşlar mı oğlu mahpus bir ananın
feryadını yüreklerinde… Yalvarma güzel çocuk, dillerini utandırma.
Utandırma dillerini, dillerin ki dağ yelidir senin; Pınarların sesi,
kuşların ötüşüdür. Bükme boynunu gözlerini utandırma, gözlerin gökyüzüdür senin,
mavi gülüşlü bir çiçek. Yalvarma çocuk; sesini utandırma.
Gülün kokusudur sesin; rüzgarın nefesi, ırmağın türküsüdür. Yalvarma çocuk;
ellerini utandırma. Yokluk, yoksulluk kötü bilirim. Umudu, sevinci, onuru utandırma.
En güzel senin ellerindir çocuk ekmeği tutan, suya uzanan.
Ey çocuk yoksulluğunu öfkeli bir bıçak gibi taşı yüzünde ama yalvarma,
utandırma yüzünü. Utancını ve hıncını güneşin sarısı gibi yüreğinde sakla.
Unutma seni ağlatanları. Unutma utanması gerekenleri ama sen ağlama,
utandırma gözyaşlarını. Aşk için ağla, dostluk ve sevgi için.
Ama yoksulluğun için ağlama, yalvarma, utandırma gözyaşlarını çocuk.
Bırak dereler ağlasın senin yerine, rüzgarlar, pınarlar ağlasın
ama sen ağlama. Deli taylar gibi sev yaşamı, aşkı sevgiyi ve umudu.
Yüzün her koşulda onuru, öfkeyi, sevinci, direnci taşısın;
Yılgınlık, bezginlik olmasın. Yeri geldiğinde sormalısın yoksulluğun hesabını..
Elimden tut ey çocuk; utandırma ellerini. Tut elimden güneşe yürüyelim,
sevince, umuda, neşeye yürüyelim. Tutki güneş doğsun, serçeler sevinsin.
Zulümler, karanlıklar çekilsin üstümüzden. Tut ki tomurcuklar açsın,
büyüsün çocuklar, serceler ucsun, tohumlar ekilsin, yeşersin umutlar.
Bir demet ışık saçılsın dünyaya, kapılar açılsın, kalmasın esaret,
ezilmişlik, açlık. Kimse kimseye avuç açmasın, çocuklar ağlamasın,
utanmasın analar, babalar yoksulluktan yokluktan.
Ah… çocuk! vakitsiz açan ,bir çicçek tarlası gibi yüreğin
beyaz kardelenler, sarı papatyalar bükmüş boyunlarını ip – ince boynundan
güneşe bakıyorlar… her iç çekişte dünyanın bütün çiçekleri kanamada
bütün kuşları havalanmada umudun evi yok, sevincin adresi neylersin çocuk…
ah…. çocuk! vereceksen, rüzgarlara ver sesini, tomurcuklara
baharı muştulasın yarınlara mümkünü yok artık,
gittiğim her yere soluk yüzünü taşıyacağım ve seni her düşündüğümde
çağımın utancını yaşayacağım ah! çocuk

 

Yazan : dolunayayazi

MORDAĞLAR

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

2 Responses to YENİBİNYILDA TÜRKİYE’NİN ÇOCUKLARI

  1. Unknown says:

    Welcome to enter (wow gold) and (wow power leveling) trading site, (wow gold) are cheap, (wow power leveling) credibility Very good! Quickly into the next single! Key words directly to the website click on transactions!

  2. Unknown says:

    Welcome to enter (wow gold) and (wow power leveling) trading site, (Rolex) are cheap, (World of Warcraft gold) credibility Very good! Quickly into the next single! Key words !

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s