YORUMSUZ

‘Çok gizli’ olmayan darbe

Türkiye uzun süredir darbe hazırlıkları söylentileriyle sarsılıyor.

Ortalık günlükler, belgeler, silah ve mühimmatlar ile geriliyor.

Yeni bir bilim dalı (!) haline gelen çakma ihtilâl uzmanları televizyonlarda ahkâm kesiyor.

Gazeteler ise yanlı haberlerini boncuk bulmuş gibi halka sunuyor…

Peki tarihimize hatta dünya tarihine baktığımız zaman böylesine göstere göstere yapılan bir ihtilal planı var mı yoksa işin doğası gereği gizlilik ön planda mı?

***

Hafta sonu yakın bir dostumun tavsiyesi üzerine 27 Mayıs askeri müdahalesini yapan, ardınan Milli Birlik Komitesinde ve daha sonra Senato’da hizmet eden ‘deneyimli darbeci” Albay Sami Küçük’ün “Rumeli’den 27 Mayıs’a” isimli kitabında bir darbenin ne kadar gizli ve dar bir kadro ile baskın gibi yapıldığını birinci ağızdan okudum.

Aynı şekilde 1971, 9 Mart cunta girişimini emekli binbaşı Erol Bilbilik’ten ve o zamanların MİT görevlisi Mahir Kaynak’tan da defalarca dinleyerek başarısız bir girişimin nasıl önlendiğini biliyorum.

12 Mart Muhtırası, 12 Eylül1980 ihtilali, 28 Şubat postmodern darbesi ise malumunuz…!

***

Peki ya 1969 yılının 1 Eylül’ünde Kaddafi ve onun izindeki genç subayların “Kudüs operasyonu” adı verilen bir operasyonla Libya’yı ele geçirmeleri… Libya’da Kaddafi darbe yaptığı zaman Libya Kralı İdris Bursa’da tatildeydi.

Nâsır, Mısır’da darbe yaptığı zaman Kral Faruk olan bitenden hiç haberdar değildi. Sadece Kral Faruk mu? O zamanlar Mısır, İngilizler için çok önemliydi. İngiliz istihbaratı bile Albay Nasır darbe yapınca çok şaşırmamış mıydı?

Suriye’deki darbeler ise komedi filmi gibi değil miydi? Her altı ayda bir başka general ya da albay darbe yapıp bir öncekini deviriyordu. Bu süreç Hafız Esat’ın (Savunma Bakanı), genç bir adam olan Cumhurbaşkanı’nı devirip bir daha gitmeyecek şekilde onun yerine oturmasına kadar devam etti.

Darbecilerin en çok korktuğu şey başka bir darbecinin onu devirmesidir. Pakistan ise bu bakımdan iyi bir labaratuar değil midir?

En trajikomik darbe ise Liberya’da oldu. Sergeant Do adında bir “çavuş” darbe yaptı ve bir yıla yakın ülkeyi idare etti; tabii güzelim ülkeyi de mahvetti.

Bu arada tabii ki bizim darbe mağduru(!) Cumhurbaşkanımız Demirel’i hatırlamazsak olmaz. Demirel ne demişti “Başbakanlığa bağlı MİT Tanzanya’da olacak darbeyi on beş gün önceden bana haber verirdi ama Ankara’da altımızı oymuşlar, onu söylemezdi”

Yani MİT bile size bağlı olsa konu “darbe” olunca istihbaratınız eksik kalır, kalmaya mahkumdur.

Yani darbe gizli olur…Hem de “çok gizli!”

***

Şimdi bizim gündemdeki darbecilere(!) bakınca ne kadar acemi, hatta beceriksiz, gizlilikten bihaber olduklarını görüyoruz. Mümkün müdür?

Yine Sami Küçük’ün kitabında darbenin yapılacağı zaman orgeneral Cemal Gürsel’in İzmir’e gittiğini ve bu da örgütte huzursuzluk yarattığını, başlarında bir general olması isteklerini dayattıklarını ve bu nedenle de Korgeneral Cemal Madanoğlu’nun Cemal Gürsel Ankara’ya gelene kadar Milli Birlik Komitesi’ne fiilen başkanlık yaptığını yazıyor.

Oysa Ergenekon kapsamında gözaltına alınan askerlerin neredeyse tümü general düzeyinde!!!

Kim kimi, nasıl kandırıyor, bilemiyorum…

Ancak tarihte hiçbir şey gizli kalmamıştır.

***

Turan Yavuz’un ‘Çuvallayan İttifak’ kitabında, 1 Mart tezkeresinin meclisten geçmediği haberini alan ABD’li bir yetkilinin Pentagon’daki ofisinden Türkiye’deki arkadaşını telefonla arayarak, bağırdığını yazar. “Söyle onlara, bize üç darbe borçları vardı. Böyle mi ödenir bu borç!..”

Böyle mi ödenir?

 

 
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s