NİÇİN ULUSAL BAĞIMSIZLIK

 

TÜRKİYE ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLAR VAR.

BU YÜZDEN ULUSAL BAĞIMSIZLIK

Türkiye Cumhuriyeti Devleti binlerce yıllık bir medeniyetin temsilcisi. Yer yüzü nün en güzel coğrafyasına sahip. İklimi, toprağı, denizleri, yer altı ve üstü zenginlikleriyle büyük bir potansiyeli var. Bol kaynaklara sahip bir ülke… Genç nüfusa, inançlı ve kararlı bir topluma sahip bir ülke. Çok azla çok üreten onurlu bir halk… Bu ülkeyi büyütmeye, onurlu bir gelecek hazırlamaya canini dişine takmış fedakar insanlara, ana-baba, nine-dedelere sahip bir ülke…

HER ŞEYİMİZ VAR.

FAKAT,

· Dış devletlerde itibar görmeyen bir ülke,
· Vize kuyruklarında, onuru zedelenen Türk Toplumu,
· Tarımı bitirilmiş. Ürettirilmeyen, ürettiği değerlendirilmeyen bir çiftçi kesimi,
· Hayvancılığı dışarıya verilen destek yüzünden maliyetini karşılayamayan aç kalan besicilerimiz,
· Sanayisi cılız, dışa bağımlı bir durumda olan sanayiciler,
· Asgari ücretle açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca aile,
· Çocuklarına bakamayan yeni bir ayakkabı için 1 yıl bekleyen memurlarımız,
· Yaşlıları ve engellileri unutmuş itilmiş bir kesim,
· Üniversitelerde eğitim yapmaya giden gençlerimizin düştüğü zor durumlar,
· Gençlerimizin, çocuklarımızın gelecek kaygısı..
· Alim gücünün en aza inmesiyle aldığını satamayan esnaf ve tüccarlar
· Onuru zedelenmiş binlerce kadın ve erkek…
· Hırsızlık, gasp yapmak zorunda bırakılan vatandaşlar…
· Elektrik ve su parasını ödeyemeyen insanlar…
· Yaratılan binlerce sabıkalı insan…
· Alenen suça teşvik edilmiş bir toplum…
· Cahil toplum oluşması için uydurulmuş eğitim sistemi.
· Sağlık politikasının komedi olduğu ülke,
· Polisine, askerine yeterli bütçe ayırmayan zihniyet.
· Adaletine güvenmeyen, iyi zemin hazırlamayan siyaset,
· Fuhuşa zorlanan karni aç, elbisesiz, umutsuz kadınlar.
· Taşeron medyanın ürettiği sanal mutluluk…
– Baskı altında bilimsel bilgi üretmeye çalışan üniversiteler.
– Uyuşturucu batağında çırpınan çoluk çocuk
– Sefaleti kader olarak uygulayan acımasız vahşi kapitalizm.
· Kendi kültürünü yok saydırmaya çalışan AB zihniyeti…
· Türk olduğundan utanılması gerektiğini anlatan medya ve programları…
· Yaşaması pamuk ipliğine bağlı bir sektöre; turizme dayalı bir politika…
· Faizi için borç alan hükümetler zinciri…
· Malin insandan daha değerli olduğunu söyleyen yasalar…
· Hukuku, adaleti sosyal bunalımlar üreterek ortadan kaldıran zihniyet.
· Ev kirasına çalışan isçi, emekli, memur ve hazin son SOSYAL BUNALIM.
· AB hayaliyle satılan topraklar. Verilen tavizler… KÖLELIGE adim.
· CENNET TE CEHENNEM HAYATI… Bir çok olumsuzluk… BURADA BIR HATA VAR…

Sahip olduğumuz değerlerle yaşadığımız gerçekler arasında bir çelişki olduğu ortaya çıkmaktadır.

ÇÜNKÜ TÜRKİYE’Yİ TÜRK HALKI YÖNETMİYOR.

Siz eğer başka devletlerin insafına ve onların uluslararası siyasetine boyun eğmişseniz, onların çizdiği yoldan gitmişseniz sizin hakkınızda düşündükleri kadar başarılı olursunuz. Siyasi partiler yasasıyla Türk Halkı’nın iradesi parlamentoya yansıması engellenmiştir. Prenslik tablosu sunan siyasi partilerin
yönetimi partililerin iradesinde değildir. Genel başkanlık ve kurmaylarının sultanlığında yürüyen bir siyasi oluşum. O kişilerin de nasıl ve niçin geldiği de bilinerek… Sömürge zihniyetini gelişmişlik olarak kabul eden, dünyayı kendi eksenlerine sokmaya çalışan bir ABD ve AB zihniyetiyle dirsek temasa geçen parti üst yöneticileri. Kendi halkının taleplerini ve iradesini yansıtamayan bir siyasi yapı ve buna çanak tutan bazı, bir takım siyasi taşeronlar ve maşaları. Demokrasi gibi gösterilen sahte bir demokrasi ve bu sahte
demokrasinin getirdiği adaletsizlik, dengesiz gelir dağılımı. Ve koskoca bir halkın kandırılması… Dışarıdan icazetli bazı siyasetçiler, bazı medya kuruluşları, bazı tekelci sermaye ülkede el ele vererek bu ülkeyi nasıl teslim alırız hesabında. Avrupa birliği düşüncesini Türkiye’ye sanal olarak sunulması sağlanmış, ülkemizden alınacak tavizlerin hesapları yapılmıştır. Bir büyük devletin onuru düşünülmeksizin birçok iyi niyetli insanimiz da kandırılmış, bu hayalle ülke yönetilmiştir. Hatta egemenlik paylaşımı bile açıkça ilan
edilmiştir. ABD’nin oyuncağı ve maşası olarak, Türkiye’de oluşturulmaya çalışılan Kürt Devleti planlamasına seyirci kalınmıştır. Binlerce yıldır ayni kültüre sahip Türk, Kürt, Çerkez, Laz ve
diğerleri bir bütün oluşturmalarına rağmen, ortak nesil üretmelerine rağmen, ayrılıkçı fikirler üretilerek akıllara sokulmuştur. Bu da ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrası stratejisinden kaynaklanmaktadır. Doğu ve Güneydoğu’da bilerek yapılmayan yatırımlar, hırsızlık ve dolandırıcılığı özendiren bir sistem, aç bırakılan Türk Halkı ve yukarıda bahsedilen birçok siyasi girişim Türkiye Cumhuriyeti’ni bugünkü duruma sokmuştur. 60yildir uygulanan ABD stratejisi ve bunu uygulayan taşeron siyasiler ülkemizi hazin bir noktaya taşımıştır. AB rüyası ile verilecek, Kıbrıs, Güneydoğu, Ermenilere Kuzeydoğu, Rum Pontus adına Trabzon ve çevresi, Ege, Ekümenlik kabulü ile İstanbul. Sonra, Vücudu parçalanmış bir ülke
kalıntısı.

KURGU ŞU:

ABD ve diğer sömürgeci, kabalaistik zihniyetli devletler, bu devletlere hizmet eden o ülkedeki taşeronlar. Siyaset – medya – sermaye ve bu zihniyetlerin oluşturdukları güç Ardından o ülkedeki siyaseti yönetme ve oluşan parlamentoyu kendi güdümüne sokma ve istedikleri siyaseti uygulama. Türkiye’de de olduğu ve birçok ülkede olan durum gibi. Siyaseti ele geçirilmeyen ülkelere de fiziki müdahale ile girme. (Irak gibi…) Afganistan ve irak örnekleri gibi ölülere yaşatılacak olan sanal demokrasi… Kendi torunlarının ve çocuklarının tarih içinde silinmesini istemeyen, çocuklarının onurlu bir şekilde yaşamasını isteyen her Türk Vatandaşı bu sömürge zihniyetinin karşısında zeki ve cesur olmak zorundadır.

Ulusal Bağımsızlık Hareketi; Tam bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti için var olmuştur. Kendi ulusunun gelecekte var olma hakkini söylemek için vardır. Kendi ulusunun oluşturduğu bir siyasi yapının ulusuna hizmet edebileceğini söylemek için vardır. Ahmet’in, Ayşe’nin mutluluğu en az diğerlerinin ki kadar önemli olduğunu, söylemek için var olmuştur. Açlık, sefalet ve bunların getirdiği sosyal bunalımları hak etmediğimizi söylemek için var olmuştur. Kültürümüzün, Dünya’nın en köklü kültürlerinden biri olduğunu söylemek için, kendimize güvenmek gerektiğini söylemek için var olmuştur. Hiç bir mezhep, irk, sağcılık-solculuk iddiasında ve diktesinde bulunmadan "Türkiye Cumhuriyeti benim devletim ve bu devlet
çocuklarımın geleceğidir" diyen, hiç bir devletin himayesini kabul etmeyen bir düşünceler birliğidir.
Ay yıldızlı bayrağımızı namusumuzun örtüsü olarak gören bir anlayıştır. Hiç bir yabancı devletten, vakıf, dernek ya da şahıstan hiç bir surette maddi ve manevi destek almayı kabul etmeyen bir düşüncedir.

Gün ülkemizi, devletimizi, bayrağımızı, namusumuzu, ekmeğimizi,
onurumuzu savunma Günüdür.

http://www.ulusalhareket.net

  Mordağlar@2009

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s